Ve bizler bazı olayları olduğundan daha dramatik bir hale sokmayı sevdik. Çünkü hepimizin içinde yaşayan birer melankolik yan kuruluş mevcut.
Ayrılık kavramı ise veda etmeyi becerenler için bir alternatif devamlılık niteliği taşıyordu.
Bu kavramların benim için anlam ve önemine değindikten sonra varmam gereken nokta için bir başlangıç yapmalıyım sanırım. Kendimden ve duygularımdan bahsetmem gerekiyor.
Yazarken ne durumda olduğumu betimlemek istiyorum. Unutmamak için. Arka fonda çalan Bülent Ortaçgil'in şarkıları beni üzüyor. Bir kanepenin üzerinde bağdaş kurmuş oturuyorum. Bilgisayarım kucağımda. Gözlüklerim gözümde. Sakin kalmayı başarırsam yazıyı tamamlayacağıma inanıyorum şu an.
Ben vedalardan nefret ederim. Ayrılıklar beni bir matemin içine sürükler. Ve olayları dramatik olarak yaşarken haz aldığımı kimseden saklayacak değilim. Bağlandığım şeylerden; bir insan, bir bina, bir şarkı veya bir yemek; ayrılmak, onlarla vedalaşmak başa çıkabildiğim bir olgu olmaktan çok uzakta.
En kötüsü aniden olan şeylerdir. Hazır değilsinizdir. Beklemiyorsunuzdur. Belirsizlikle birlikte bir banka oturmuş neler olacak diye merak ediyorsunuzdur. Ve belirsizlik insanı anksiyeteye sürükleyen temel durumlardan biridir. Kendimizi hazırlama şansımız olduğunda yine zordur ama en azından neyle baş başa kalacağımızı biliriz.
Senelerce mezun olma fikrinden zihnimi uzak tuttum. Sorumluluklarımın artması, arkadaşlı ailemden ayrılmak, yaşadığım yerden ayrılmak ve belirsizlikler falan işte. "Ayrılmak" fiiline dikkat çekmek istiyorum. İnsan ayrılıklardan, alıştığı şeylerden kopmaktan, uzaklaşmaktan, yeni başlangıçlar yapmaktan korkar. Ve korktuğumuz şeyler bizim peşimizi bırakmaz.
Her son bir başlangıç değildir. Her son peşinden acılar getirir.
Şimdi hazır olmadığım bir vedanın, birçok ayrılığın bana getirdiği acıyla baş etmeye çalışıyorum. Zar zor veda ettiğim insanların, binaların yeniden peydah olmasını engellemeye çalışıyorum. Şimdilerde alışmaya, direnmeye ve güçlü kalmaya çalışıyorum.
Siz düştüğünüzde sizi ayağa kaldıran insanlar da sizinle aynı durumdaysa baş etmek daha karmaşık hale geliyor. Birbirinizden uzak noktalara, istemeden, beklemediğiniz bir anda düşmek sindirmesi epey zor bir durum oluyor.
İnsanlar seveceğiz, binalar seveceğiz, şarkılar seveceğiz ve bir gün hepsine veda etmek zorunda kalacağız. Vedalar, ayrılıklar hiç kolay olmayacak ama alışacağız. Çünkü hayat ayrılıklarla ve acılarla baş etmemiz gereken, baş ettiğimiz kadar yaşayabildiğimiz bir yığın değil mi zaten?
Acımızı yaşayalım, vedaları sevmeyelim, alışmaya çalışalım ve hayatta kalmak için mücadele edelim.